1 Kasım 2012 Perşembe

SAMANYOLU

      " Ünlü ses sanatçısı Berkant yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamadı".Berkant'ın ölümünü böyle duyuruken spiker,Samanyolu'un öksüz kaldığından hiç bahsetmiyordu.Oysaki Samanyolu benim için çocukluk anılarımın en unutulmazlarından biridir.Bu gün hala tazeliğini korur.Hatta hatta, gönül verdiğim Fenerbahçe'min maçlarında Saraçoğlun'da her çaldığında  beni o günlere, muhteşem geçen ve doya doya yaşadığım çocukluğuma götürür.
           Altmışsekiz  yılının sıcak yaz günlerinden biri. Bahçede  ki çiçek kokuları bugün bile hala burnumda.Kuzenlerimle oyun oynuyoruz,bahçe kapısı yavaş yavaş açılıyor Ayşe halam her zaman ki şıklığı ile içeri süzülüyor.Muhtemelen ya çiçeği burnunda bir eczacı yada son sınıfta okuyor,benim genç kız idolüm güzel halam.Elbiseleri ,ayakkabıları ,ojeleri o kadar güzel ki hep onun gibi olmak istiyorum.Koşarak bacaklarına sarılıyorum.Elinde bir poşet var, "bakın" diyor " ne aldım".Poşet açılıyor kırkbeşlik bir plak çıkıyor içinden."Bekleyin,şimdi dinleteceğim " diyor halam merdivenleri tüm endamıyla çıkarken. Çok hayranım, büyüyünce ben de onu gibi olacağım  diyorum içimden.Kapılar ardına kadar açılıyor ve pikaptan Samanyolu'nun  muhteşem nağmeleri  bahçedeki renğarenk açmış Saraypatlarının ,Aslanağızlarının  kokularına karışıyor....Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek,dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek.
           Bu gün hala o güzelim bahçedeki  Saraypatları , Aslanağızları  bütün renkleriyle gözlerimin önünde,kokuları hala burnumda ve Samanyolu nağmeleri kulaklarımda.Güzel halam ise  hiç eksilmeyen zerafeti ile yanımda...

22 Ekim 2012 Pazartesi

CİCİANNEM

         Güzel başlayan 2012 yılı,hüzünlü bir baharı  aileme yaşatırken yıkımının en büyüğünü ise Sonbahara, Ekim'in 2 sine saklamıştı sinsice...Hiç düşünmemiştim,ya da düşünmekten hep kaçınmıştım ailemde yaşayabileceğim bir kayıbı.Oysa çok iyi  biliyorum bu dünyada  hiç birimizin kalıcı olmadığını ve sıramız geldiğinde birer birer sevdiklerimize veda edeceğimizi.Biliyorum biliyorum da Ciciannemi kaybetmeyi bilememişim,hem de hiç bilememişim....
           O,kökleri olan bir çınardı benim için tıpkı Villa Memalik'in önündeki ulu çınarlar gibi.Rüzgarda savrulurken yaprakları, toprağa sımsıkı tutunmuş kökleriyle hiç yıkılmıyacakmış gibi duran evimin bekçileri çınarlar...Ben doğdum Ciciannem vardı, ben çocuk oldum o yine yanımdaydı,büyüdüm anne oldum,hep ama hep vardı ben yokluğunu  hiç bilemedim ki...
             Bu gün onun o yüce anısına, Bezciyan Ermeni İlköğretim Okulunda bir yemek verdiler.Hep bir ağızdan küçük öğrenciler müdür hanımın idaresinde kendi dillerinde dua ettiler Ciciannem için, yani Ferda öğretmenin annesi Müzeher Özaydil'e .Gözyaşalarım sel oldu aktı, duyguların en yoğunlarından birini yaşadım.Cicianneciğim duydun mu,sesler sana ulaştı mı.Bir zamanlar eğittiğin ve hep gururla bahsettiğin öğrencilerin gibiydi hepsi.Eminim görseydin sen de çok onur duyardın tıpkı benim çok onurlandığım gibi.
             Ben seni çok ama çok sevdiğimi yaşarken sana hissettirdiğimi düşünüyorum.Çünkü bizim bağlarımız karşılıklıydı,ben senin sıcacık sevgini hep içimde hisettim,sözlere gerek duymadan.Keşke ah keşke  bunları kağıda değilde sana söyleyebilseydim ve ne olur Ciciannem gitme diyebilseydim....
              Gitiiğin yere nurlarını da götürdüğünü biliyorum,ışıklar içinde uyu canımın içi mekanın Cennet Bahçesi,komşuların senin gibi Melekler olsun.Hep ama hep anılarımın en özel ve en güzel köşelerinin birinde yaşayacaksın.
                DUALARIM SENİNLE....

2 Mayıs 2012 Çarşamba

VEDA....

       Veda etmek gerçekten çok zor oldu.Hoşçakal demeyi  hiç istemedim  ama hiç.
       Şaka gibiydi tüm yaşananlar.Kırk küsur yılda biriktirdiğin herşeyi bir anda yok etmeye çalışıyorsun ve en acısı hatıralar ve anılar içinde yüzerken onları hallaç pamuğu gibi atıyor,haraç mezat biryerlere savuruyorsun.Ve kaçınılmaz son, tüm benliğinde kalan tarifi imkansız sızı.Gülerken ağlayıp ,ağlarken gülmek de böylesi bir durumun sana bıraktıkları...
       Papatyalar da beklemiyordu böyle bir sonu.Oysa şirin görünmek için bütün güçleriyle fırlamışlardı topraktan ve hiç bir yıl  böylesine kalabalık toplanmamışlardı.Onlar terkedilmek istemedi ben de terketmek.
 Bir elveda bile diyemeden özgürce girdiğim kapı bugün artık  sonsuza kadar kapandı .
   Yaşlarım kuruyacak,içimdeki hüzün yavaş yavaş kaybolacak ama ben yinede pembe evin önünden geçmemek için yolumu değiştireceğim...
                                                                                             Nazlı Yücel

24 Nisan 2012 Salı

RESULTANTE İMPORTANTE

      Fenerbahçe Galatasaray maçı üstünden günler geçti ama hala yankıları devam etmekte.Bu iki takım ne zaman maç yapsa daha maç gününden bir hafta evvel  yorumlar başlar, favoriler belirlenir, heyecanı doruklara taşıyacak her türlü konuşma yapılır, ortam gerilirde gerilir...Öyle bir hal alırki bu durum, seninle aynı takımı tutmayan, birlikte yaşadığın sevdiklerinle bile huzursuzluk içinde yaşamaya başlatır  günler öncesinden.Belki de ortam, benim ailemde herkesin  koyu  taraftar olmasından gerilir bilemiyorum   ama insana kendini kötü hissettirir.Takımlar yüzünden sürekli tartışmak,özelliklede Galatasaray taraftarı fanatik bir eşle yaşamak ne kadar zordur, yaşamadan kimse bilemez, hele bir de  Fenerbahçe'ye doğduğun günden itibaren sevdalı isen...Hep galip geldiğin saatleri hayal ederek yaşarsın bir hafta ve hep içinde seni acıtan tüm söylemlere bir cevap hazırlarsın.
   İşte böyle günlerden birini yaşadık geçtiğimiz Pazar günü ,Nisan'ın 22'sinde.Tabiki maç sonunda sevinen taraf yine bendim her zaman olduğu gibi...Yenildiysen de susacaksın arkadaş artık bakmayacaksın ona buna yok oynadım yok seni ezdim demeyeceksin efendi gibi sessizliği tercih edeceksin bu gün seni yendiysem tabiki tadını çıkarmak hakkım.Hem sizin teknik direktörünüz Fatih Terim değilmiydi yıllar önce "Bologna oynadı siz tur atladınız "sözü üzerine" RESULTANTE İMPORTANTE" diye cevap veren...Bu sözü de artık ben açıklamayayım,bir zahmet bilmiyorsanız araştırıverin...
                                                                                                                  Nazlı Yücel

19 Nisan 2012 Perşembe

ÖZLEM

Nedendir bilmiyorum Bodrumu özlüyorum bu günlerde.Kokusunu,kuru sıcagını,güneşin muhteşem batışını begonvillerini  en çok da orada yaşamayı seçen annemle babamı özlüyorum.Galiba ben artık herşeyi özler oldum, garip bir doyumsuzluğum var son zamanlarda .

Hani sahilde hafif bir rüzgar eser ya  ılık ılık bunaltmadan. Güneş kemiklerine sızarken   sıcacık, sonra ayaklarını   kuma gömersin ya yavaş yavaş ve   denizin şırıltısını dinlerken, uzaklardan yeni moda olmuş bir müzik duyulmaya başlar ya kulaklarında,işte o anı yaşamayı özlüyorum yağmur yağarken İstanbul'da.
                                                                                  Nazlı Yücel

18 Nisan 2012 Çarşamba

ESKİ ZAMANLARDAN
Altmışsekiz senesinin haziran günlerinden biri büyük ihtimallede hafta sonu.Hava sıcakYenikapı'daki Aydil aparmanının önünde kocaman bir kamyon,bekliyor.Bu seferki kasasının yeni konukları Ferudun Bey ve Nazan Hanımın evindeki eşyalar.O eşyalar bir iki yazdır hiç üşenmeden toplanıp Florya'daki yazlık evde götürülür ve yine aynı özenle toplanıp Eylül ayında Aydil apartmanının ikinci katındaki evimize taşınır. O gün çok sevinçliyim, içimdeki çoşku bu gün bile tazeliğini korumakta.Kuzenlerimle bahçede oynamak,denize girmek ve ağaçlardan sulu sulu can eriklerini toplayıp yemek.Nasıl bir keyiftir ki  bu o günlerin kokusu hala burnumda.Beş yaşındayım, Esra bebek .Aslı'nınsa  ağladığında altını ıslattığı zamanlar.

  Kamyonla birlikte yol almaktayız,sanki asırlar kadar uzun bir yol. Önce çimenlerin kokusu duyulmaya başlıyor,sonra yeşillerin içinde bir pembelik bize hoşgeldin diyor.Öyle güzel öyle asil ve öyle heybetli ki görenleri hayran bırakıyor.Sağ taraftaki üst kat babaannemle dedemin.Onların altında Mehmet amcamlar oturuyor.Bizim üst katımız ise Fahri amcamların.Herkes orda, hepimiz beraberiz.Halam,eniştem ve Pınar'ı Yenikapı'daki evde bıraktık ama onlar da gelecek  biliyorum.Çok mutluyum çok ,birlikteyiz  ya.

Rüzgar bugün sert esiyor,sanki savrulduk,dallarımız biraz yara aldı. Ama kısa zamanda toplanacağız biliyorum,o güzel günlerin kokusu böylesine tazeyken bizi kimsenin eğmeye gücü yetmez.

                                                                                                         Nazlı Yücel

Evim...


Çok hüzünlü geldi bu ilkbahar.Gözleri hep yaşlı bakıyor.Sevmedim onu bu sene,hiç sevmedim.Bizimkisi sadece bir ev değildi,bütün aileyi bağrına basmış bir anaydı belki de baba,kimbilir...Yuvaydı işte,canlıydı nefes alırdı.Gözleri vardı gülerek bakan.O kadar güzeldi ki ona her baktığımda bir kere daha hayran olurdum.Yaşlanmıştı biliyorum ve biliyorum ayrılık vakti yakındı.Kim ister sevdiğinden ayrılmayı.Bitkisel hayatta,son günleri,çok zor nefes alıyor.Saklamıyorum artık gözyaşlarımı, yanında ağlıyorum akıtmıyorum içime.Ak düşmüş saçlarında geziniyor ellerim,okşuyorum usulca.Çcukluğumun en güzel anılarını da alıp götürecek biliyorum ve bir türlü veda edemiyorum.Selam söyle özlediklerime babaanneme,dedeme,balkondan bakan yengeme,ağabeyime selam söyle amcalarıma....Seni de gömüyorum onların yanına.
NAZLI YÜCEL