24 Nisan 2012 Salı

RESULTANTE İMPORTANTE

      Fenerbahçe Galatasaray maçı üstünden günler geçti ama hala yankıları devam etmekte.Bu iki takım ne zaman maç yapsa daha maç gününden bir hafta evvel  yorumlar başlar, favoriler belirlenir, heyecanı doruklara taşıyacak her türlü konuşma yapılır, ortam gerilirde gerilir...Öyle bir hal alırki bu durum, seninle aynı takımı tutmayan, birlikte yaşadığın sevdiklerinle bile huzursuzluk içinde yaşamaya başlatır  günler öncesinden.Belki de ortam, benim ailemde herkesin  koyu  taraftar olmasından gerilir bilemiyorum   ama insana kendini kötü hissettirir.Takımlar yüzünden sürekli tartışmak,özelliklede Galatasaray taraftarı fanatik bir eşle yaşamak ne kadar zordur, yaşamadan kimse bilemez, hele bir de  Fenerbahçe'ye doğduğun günden itibaren sevdalı isen...Hep galip geldiğin saatleri hayal ederek yaşarsın bir hafta ve hep içinde seni acıtan tüm söylemlere bir cevap hazırlarsın.
   İşte böyle günlerden birini yaşadık geçtiğimiz Pazar günü ,Nisan'ın 22'sinde.Tabiki maç sonunda sevinen taraf yine bendim her zaman olduğu gibi...Yenildiysen de susacaksın arkadaş artık bakmayacaksın ona buna yok oynadım yok seni ezdim demeyeceksin efendi gibi sessizliği tercih edeceksin bu gün seni yendiysem tabiki tadını çıkarmak hakkım.Hem sizin teknik direktörünüz Fatih Terim değilmiydi yıllar önce "Bologna oynadı siz tur atladınız "sözü üzerine" RESULTANTE İMPORTANTE" diye cevap veren...Bu sözü de artık ben açıklamayayım,bir zahmet bilmiyorsanız araştırıverin...
                                                                                                                  Nazlı Yücel

19 Nisan 2012 Perşembe

ÖZLEM

Nedendir bilmiyorum Bodrumu özlüyorum bu günlerde.Kokusunu,kuru sıcagını,güneşin muhteşem batışını begonvillerini  en çok da orada yaşamayı seçen annemle babamı özlüyorum.Galiba ben artık herşeyi özler oldum, garip bir doyumsuzluğum var son zamanlarda .

Hani sahilde hafif bir rüzgar eser ya  ılık ılık bunaltmadan. Güneş kemiklerine sızarken   sıcacık, sonra ayaklarını   kuma gömersin ya yavaş yavaş ve   denizin şırıltısını dinlerken, uzaklardan yeni moda olmuş bir müzik duyulmaya başlar ya kulaklarında,işte o anı yaşamayı özlüyorum yağmur yağarken İstanbul'da.
                                                                                  Nazlı Yücel

18 Nisan 2012 Çarşamba

ESKİ ZAMANLARDAN
Altmışsekiz senesinin haziran günlerinden biri büyük ihtimallede hafta sonu.Hava sıcakYenikapı'daki Aydil aparmanının önünde kocaman bir kamyon,bekliyor.Bu seferki kasasının yeni konukları Ferudun Bey ve Nazan Hanımın evindeki eşyalar.O eşyalar bir iki yazdır hiç üşenmeden toplanıp Florya'daki yazlık evde götürülür ve yine aynı özenle toplanıp Eylül ayında Aydil apartmanının ikinci katındaki evimize taşınır. O gün çok sevinçliyim, içimdeki çoşku bu gün bile tazeliğini korumakta.Kuzenlerimle bahçede oynamak,denize girmek ve ağaçlardan sulu sulu can eriklerini toplayıp yemek.Nasıl bir keyiftir ki  bu o günlerin kokusu hala burnumda.Beş yaşındayım, Esra bebek .Aslı'nınsa  ağladığında altını ıslattığı zamanlar.

  Kamyonla birlikte yol almaktayız,sanki asırlar kadar uzun bir yol. Önce çimenlerin kokusu duyulmaya başlıyor,sonra yeşillerin içinde bir pembelik bize hoşgeldin diyor.Öyle güzel öyle asil ve öyle heybetli ki görenleri hayran bırakıyor.Sağ taraftaki üst kat babaannemle dedemin.Onların altında Mehmet amcamlar oturuyor.Bizim üst katımız ise Fahri amcamların.Herkes orda, hepimiz beraberiz.Halam,eniştem ve Pınar'ı Yenikapı'daki evde bıraktık ama onlar da gelecek  biliyorum.Çok mutluyum çok ,birlikteyiz  ya.

Rüzgar bugün sert esiyor,sanki savrulduk,dallarımız biraz yara aldı. Ama kısa zamanda toplanacağız biliyorum,o güzel günlerin kokusu böylesine tazeyken bizi kimsenin eğmeye gücü yetmez.

                                                                                                         Nazlı Yücel

Evim...


Çok hüzünlü geldi bu ilkbahar.Gözleri hep yaşlı bakıyor.Sevmedim onu bu sene,hiç sevmedim.Bizimkisi sadece bir ev değildi,bütün aileyi bağrına basmış bir anaydı belki de baba,kimbilir...Yuvaydı işte,canlıydı nefes alırdı.Gözleri vardı gülerek bakan.O kadar güzeldi ki ona her baktığımda bir kere daha hayran olurdum.Yaşlanmıştı biliyorum ve biliyorum ayrılık vakti yakındı.Kim ister sevdiğinden ayrılmayı.Bitkisel hayatta,son günleri,çok zor nefes alıyor.Saklamıyorum artık gözyaşlarımı, yanında ağlıyorum akıtmıyorum içime.Ak düşmüş saçlarında geziniyor ellerim,okşuyorum usulca.Çcukluğumun en güzel anılarını da alıp götürecek biliyorum ve bir türlü veda edemiyorum.Selam söyle özlediklerime babaanneme,dedeme,balkondan bakan yengeme,ağabeyime selam söyle amcalarıma....Seni de gömüyorum onların yanına.
NAZLI YÜCEL